Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
kadir yurttaş

Varlık Üzerine -1- Nedir

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
İlk başta varlığın ne olduğunu bilmemiz gerekir. Varlık en kısa tanımı ile "var olan her şeydir". 
 
Bir sayı doğrusu hayal edelim. Eğer sıfır noktasını referans alırsak üç birim uzağımızda üç bulunur ama referans noktamızı sekiz olarak alırsak artık üç birim uzağımızda eski on bir bulunacaktır ancak biz üç birim uzağımızda bulunmasından dolayı on biri üç yanımsamasında göreceğiz.
 
Sorumuza geri döner isek referans noktamızı bildiğimiz gözlemlenebilir evrenin yapı taşı olan atomu alalım. O halde atomdan oluşan her şey vardır yargısına ulaşırız.
 

Varlığı “Madde” Olarak Kabul Edenler

Varlığı madde olarak ele alan görüşe materyalizm denir.
Materyalizm, evrendeki tek cevherin madde olduğunu, maddenin düşünceden bağımsız olarak var olduğunu ve bütün varlıkların maddeden türediğini ileri sürer.
 
Bilinç, ruh gibi tinsel varlık da dahil, bütün varlığı madde olarak anlar ve maddenin dışında başka bir varlık olduğunu kabul etmez. Düşünme, hayal gibi olayları da maddenin kuvvet ve hareketleriyle açıklar.
 
Demokritos: Var olan her şeyi sonsuz sayıda atoma ayırmıştır. Her şey atomların birbirlerine çarpması sonucunda, mekanik bir zorunlulukla oluşur. Atomlar belli bir sıra ile birleşerek veya ayrılarak varlıkları oluşturur.
 
Hobbes: Gerçekte var olanın, cisim veya madde olduğuna inanır. Ona göre dünya mekanik hareket kanunları tarafından yönetilen cisimlerin bütünüdür. Bütün gerçeklikler yalnızca maddi olarak düşünülebilir.
 
Marks: Evrendeki hareket ve değişme maddeden başka bir şey değildir. Ona göre madde biçim değiştirir. Tüm değişmelerin temelinde karşıtlık ve çatışma vardır. Düşünce, maddeden sonra gelen ve ona bağlı olan varlıktır.
 
peki ama temelinde atom bulunmayanlar;
Bir animasyonu ele alalım . Bu animasyonun içindekiler atomdan oluşmadığı için atomu referans alarak o evrenin içindekilerin gerçekte olmadığını kabul etmekteyiz.Bu animasyonda zaman ve derinlik boyutu yok yani iki vektörel boyuta sahip bir evren. Eğer biz o evrenin içinde olsaydık referans noktamızı animasyon evreninden alacağımız için şuan yaşadığımız evrendeki her şeyin yok olduğunu söyleriz. ve sadece animasyon evrenindeki varlıkların varlığını kabul ederdik.
 
Eğer bizim evrenimizden daha çok boyuta sahip bir evrenden referans alırsak yine bizim evrenimizin varlıklarının var olmadığı yargısına ulaşırız.
 
Bu önermeler ile hangi evrende bulunursak o evrenin varlığının var olduğu yanımsamasında olurduk.Peki farklı bir önerme ile olayı başka bir açıya taşıyalım.
 
Elimize bir küp alalım (üç boyutlu olarak gözlemleriz) tam doksan derece ile doğrusal veya noktasal bir ışık kaynağı ile aydınlatalım ve yine doksan derece ile karşı tarafta bir perde koyalım. Perdede gördüğümüz gölge kare şeklindedir. üç boyutlu cismimiz doğru yöntemler ile iki boyutlu bir evren olan perdeye aktarıldı. Yani bulunduğumuz evrendeki bizler daha boyutlu bir evrenin gölgesi,yansıması olabiliriz. 
 
Halen referans noktamızı atom olarak alsak dahi evrenimizin varlıklarına bir gölge dahi olsalar vardır yargısına ulaşabilir miyiz? 

Varlığı “idea” Olarak Kabul Edenler

Varlığın idea (düşünce)dan oluştuğunu savunan, varolan herşeyi düşünceye bağlayan, insan düşüncesinden bağımsız bir nesneler dünyasının ya da bir gerçekliğin varlığını yadsıyan yaklaşımdır.

İdealistler, maddenin gerçek olmadığını, gerçeğin zihnimizde yer alan ide’lerden oluştuğunu savunurlar. Örneğin güzellik idesi, güzel diye algılanan bütün varlıklardan daha gerçektir. Bunun gibi, ağaç idesi de şu ağaçtan daha fazla bir şey ifade eder. Çünkü ikinciler varlıklarını birincilerden almışlardır. Güzel diye algılanan bir çiçek yok olur, unutulur ama çiçek fikrinin kendisi yok olmaz.
 
Berkeley: Gerçekte var olanın zihin ya da ruh olduğunu söyler ve “var olmak algılanmaktır” diyerek, maddenin varoluşunu zihnin varoluşuna indirger. Berkley referans noktasını akıl olarak almıştır fakat zaman içinde insan beyni sabit kalmıyor buna bağlı olarak da insanların algıları değişiyor. Ayrıca çeşitli coğrafyaların da kültürleri aynı olmadığından aynı çağın insanlarının algıları da farklıdır. İşte bu yüzden akıl gibi değişken referanslar bilginin gerçekliği üzerinde şüphe oluşturur.
 
Hegel: Nesnel idealizmin en önemli temsilcisidir. Hegel’de gerçekten var olan zihin, onun Geist adını verdiği, evrensel bir zihin ya da akıldır. Yani akıl, insana beşerî özneye yüklenen bir nitelik ya da yetenek değil, bir bütün olarak gerçeklik, gerçekliğin toplamıdır.

İdealizm-Platon: Kökleri Platon’a kadar geri giden idealizm evrende şaşmaz bir düzen bulunduğunu öne sürer; bununla da kalmayıp bu düzenin zihnin eseri olduğunu savunur. Çünkü idealist anlayışta madde kendi başına düzen kazanamaz. 
 
Ancak Platon'un ve Hegel'in yaşadığı dönemde bilinmeyen ancak günümüzde yasa olan Termodinamiğin 2. yasası bize şunu söyler

"Bir de buna ek olarak sen ne yaparsan yap, enerjinin ve kütlenin olduğu her yerde entropi (düzensizlik) mevcuttur ve sürekli olarak evrenin toplam entropisi artar."

Yani bilindiği üzere evren sürekli daha düzensiz bir hal alıyor ve kaos hüküm sürüyor. İdealist anlayıştaki madde zaten düzen kazanmamıştır. 

Yazar Notu: yazı boyutdergisi.blogspot.com sayfasından alınmıştır. Yazı bana aittir. Her türlü hakkı saklıdır. Telif ihlali durumda gerekli yasal işlem uygulanacaktır.


Varlık Üzerine -1- Resimleri

Varlık Üzerine -1- Sunumları

Varlık Üzerine -1- Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Varlık Üzerine -1- Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Yazı İşlemleri
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)